Anı Koleksiyoncusu
Meltem İnan
HomeGezi YazılarıTop 10 ListesiTavsiyelerKitaplarÖzgeçmiş/ Biography
Tavsiyeler

      

Tavsiyeler Köşesinde bu hafta...

Seyahat sırasında yanınızda götürebileceğiniz ideal ilaç çantasını oluşturmak...

İDEAL İLAÇ  ÇANTASI:

Seyahate çıkmadan önce ufak bir ilaç çantası hazırlamak akıllıcadır. Gideceğiniz bölgede eczane olabilir ama ilaç isimleri farklı olduğundan zorlanabilirsiniz. Bazı ülke ve bölgelere gitmeden önce aşı yaptırmakta fayda vardır. Mesela Afrika’ya gitmeden bir ay önce sarı humma aşısı yaptırmak zorunludur. Bazı Afrika ülke sınırlarında sizden özellikle aşı kartınızı ister ve bakarlar. Eğer aşınız yoksa oradaki bir klinikte aşılarını kendi yaparlar. Hiç unutmam yönetmenimiz Cem Yaz’ın başına benzer bir olay gelmişti, üstelik kullanılan enjektörün sterilliğinden pek emin olamadığından epey huylanmıştı.

Ben genelde seyahate çıkmadan önce Tetanoz ve Hepatit aşılarını da yaptırıyordum. 3 hafta arayla 3’er kez bu aşılardan olduğunuz vakit bu hastalıklara karşı yaklaşık 5 yıllık bir korunma sağlamış oluyorsunuz. Bu aşıları Karaköy İl Liman Müdürlüğünde yaptırmak gerekiyor. Gittiğiniz bölgeye göre hangi aşılara ihtiyacınız olduğu konusunda bilgilendirmenin yanı sıra, aşı kartlarınızı özenle hazırlıyor ve size veriyorlar. Özellikle kabile ve jungle ziyaretlerinde herkesin en büyük korkusu daha ender rastlanan bir mikrobu kapmaktır.

Yabancı bir dergide çıkçası bu tehlike o kadar da yüksek olmadığını okumuştum. Aksine çoğu zaman tehlikeli mikropları kabile üyeleri bize değil, biz onlara bulaştırıyormuşuz, başka bir deyişle esas tehlikede olanlar onlarmış.

-Biokadin. (Acısız tendürdiyot)

-Klor hapları: Dağ tepe, yada jungle yürüyüşleri sırasında sussuz kalındığında, karşınıza çıkan nehirden mataranıza su alabilir ve içine bu klor haplarından atıp içilebilir hale getirebilirsiniz. Ben yine de her zaman şişe şişe suyu alıp yanınızda götürmenizi tavsiye ederim.

-Sıtma hapları. (Eğer gideceğiniz bölgede gerektiriyorsa) Seyahate çıkmadan en az bir hafta öncesinden almak gerekmektedir. Sıtma ilaçları bünyeyi zorlayabilirler. Alındığı gün mide bulantısı yapabiliyorlar.Benim en memnun kaldığım marka LARİAM’dı.

-Aspirin

-Vitamin

-Ağrı kesici

-Yüksek irtifalı bir bölgeye gidiyorsanız Dekort, diamozid yerinde olur. Yüksek irtifa hastalığı deyip geçmemek lazım. Bolivya’nın yaklaşık 4000 metreye yakın irtifada yer alan La  Paz havaalanına indiğimiz andan itibaren kendimi ruhumu teslim ediyormuş gibi hissetmiştim. Başım dönüyor, kalbim hızla çarpıyor, ve hareket etmekte bile zorlanıyordum. Yüksek irtifada olmanın baş belirtileriydi bunlar. Tüm bunlar vücüdumuzun oksijen yetersizliğine ve basınç farkına gösterdiği tepkiden kaynaklanıyor. Ciddi ciddi insanı hasta düşüren bazen de ölümüne neden olan bir hastalık olduğundan hafife almamak gerekiyor. Bolivya’ya tayini çıkan ve havalimanına ayak basar basmaz yaşamını yitiren büyükelçilerin hikayeleri bir efsane gibi yayılmış. Bolivya’daki havaalanında sırf bu amaçla kurulmuş bir oksijen odası bile bulunuyor. Eğer bu tedavi veya ilaçlara rağmen kendinizi gerçek anlamda kötü hissetmeye başlarsanız o zaman bir an önce daha alçakta bulunan bir bölgeye inmek gerekiyor.

-İshal ihtimaline karşı Lopermid.

-Sargı bezi

-Yara bandı

-Burun spreyi

-Stilex böcek sokması

-Mide bulantısına karşı Emedur

-Kadınlar için hijyenik bağ ve tampon

-Bepanthene merhem

-Antibiyotik

-Antibiyotik krem

Talk Pudrası: Sıcağın ve nemin yoğun olduğu jungle bölgelerinde ayakkabılarınız yağmurda ıslanabilir ve nem dolayısıyla uzun süre kurumayabilir. Mantar efendiye Matbaa’dan çıkmış, özenle yazılmış bir davetiye anlamına gelen bu durum karşısında, en azından geceleri ayaklarınızı talk pudrayabilir ve botlarınıza ihtiyacınız olmadığı dönemde kuru kalmasını sağlayabilirsiniz. Talk pudrası, aşırı terleme durumunuzda da kullanılabilir. Endonezya’da mantara karşı korumalı talk pudraları satılıyordu. Maalesef Türkiye’de bulamadım. Ama yurt dışında yaşayan arkadaşlarınızdan ısmarlayabilirseniz veya gittiğiniz ülkeden temin edebilirseniz harika olur.

-Ufak makas.

-Derece

-Bu maddeyi yazıp yazmamak üzerinde epey düşündüm ama bu konuyu bir ürolog ciddiyetinde aktararak paçayı sıyırabileceğimi düşünüyorum. Cinsel aktivitelerine yurt dışında ara vermek istemeyen bekar erkekler cinsel yönden bulaşan hastalıklara karşı (özellikle uzak doğu ve Afrika’da epey yaygın olan AİDS) prezervatif bulundurmalılardır. Yurt dışındaki prezervatiflerin kalitesizliği erkek gezginlerin çoğunun ortak şikâyeti olduğundan, Türkiye’den satın alıp stoklamak akıllıca bir tavsiye olarak notlarınızda bulunsun.

-Sinek kovucu: Sinek kovucular iki tipte bulunuyor. Sprey olanlar ve krem olarak satılanlar. Bir keresinde sinek kovucuyu yanıma almayı unutmuş ve Malezya’dan krem şeklinde olan sinek kovuculardan satın almıştım. Ozon tabakası ile olan arkadaşlığımın bir süre daha yara almaması adına yapmış olduğum bu seçimle duyduğum gurur, Sarawak ormanında maruz kaldığım sıcak ve nem sonrası kabusa dönüşmüştü diyebilirim. Tenim hava almıyordu. Bundan dolayı sıcağı iki misli hissediyor, bunaldıkça bunalıyordum. Duş alma şansımız fazla olmadığından, kremden kurtulamıyordum.

Peru’daki jungle’larda insanı sokan ve derinin altına kurt bırakan farklı cins sivri sinekler var mesela. Bunlardan korunabilmenin tek yolu sinek kovucular.

-Jacutin-C: Yıl 1979 Yer:  Madrid, İspanya.…İlkokul dördüncü sınıfta, okulun müdürü İngliz ödüllü avcı Mrs Mazon’un bacaklarına kafamı dayamıştım. Yaşlı kadının parmakları kafamda bir süre gezindikten sonra ‘ahaaa’ çığlığıyla birlikte durmuş ve bir saçımdan bir tel koparı vermişti. Bedenimin başka canlı varlıklara ev sahipliği yapabildiğini o gün öğrenmiştim. Saçımda bit vardı ve okulumuzun müdürü, psikolojime iyi geleceğini düşündüğünden olsa gerek bu teftişi sınıfın ortasında yapmayı tercih etmişti. Fakat hemen burada belirteyim. Ben biti sıra arkadaşım, Genevieve’den kapmıştım. Bu çocukluk travmasını neden anlattığımı merak ederseniz hemen konuya gireyim. O günden sonra bitlerin kafadan kafaya nasıl zıplayabildiklerini, nasıl kısa zamanda üreyebildiklerini öğrendiğimden beni bir telaş aldı. Yaptığım seyahatler boyunca pis otellerde kalmış, yıkanmamış yatak çarşaflarında yatmak zorunda kalmıştım. Kurtuluşu ise Jacutin-C isimli sprey’de buldum. Bu spreyi gömleğinizin yakasına sıktığınızda, bu yaratıkların kafanızda bir gecede gecekondu inşa etme ihtimalinin de önüne geçmiş oluyorsunuz.

    

ÖNEMLİ NOT: Benim ilaç çantam her zamankinden biraz daha kabarıktı. Bunun nedeni, gittiğim bölgelerde, özellikle de kabile ziyaretlerinde hasta insanlarla karşılaşıyor olmamdı. Ağrı kesiciler, aspirin hep paylaşmayı sevdiğim ilaçlar olmuştur.

 

 

     

All Rights Reserved...